11 Temmuz 2013 Perşembe

Bana Yalan Söyle



O kadar çok seviyoruz ki yalan söylemeyi. Her daim bir gerekçemiz var.

İnsanlar bizi ayıplamasın, çevredekiler kabahatimizi görmesin, kimse beni azarlamasın endişeleri sürekli bizi yalana itiyor. Yalan ile sosyal toplum arasında devasa bir korrelasyon var. Toplumda ilişkiler ve mesafeler ne kadar iç içe ise, bireylerin yalancılıkları da o kadar artıyor. “mahalle baskısı” dedikleri böyle bir şey herhalde.
Yalan söylemek insanlarda alışkanlık haline gelmiş. Çalışandan, tedarikçiye, müşteriden, çözüm ortağına kadar herkes bir yalan peşinde. Açıkcası bana anlamsız ve saçma geliyor. Hayır yalan söylenir, herkes söyler, yalan yok. Ama bu kadar da yalan söylemler üzerine dayalı iletişim olur mu? Sizi de rahatsız ediyor mu bu durum?

Bana senelerdir bıkkınlık veren yalanları alt alta sıralayalım. Bakalım kaç madde çıkacak.

1.       İşe geç kaldım çünkü...


Neden geç kaldın? Ya uyuya kaldın, ya sabah gözünü açtığında iyi hissetmedin kendini geri yattın, ya da gece bir türlü uyuyamadın. Gerçek sebebini bilmem, bilmeme de gerek yok. Gerekçeler geç kaldığın gerçeğini bir türlü değiştirmiyor. Acele ile fırladın yataktan, bir yandan tam hız hazırlanıp bir yandan da kafanda elli tane senaryo ile yol boyu geliyorsun. Öyle kurgular ki, geç kalmanın paniğinin yarattığı adrenalin ile, değme film senaryolarına taş çıkartıyor. Hani, hayatımı yazsam roman olur derler ya, o cinsten.
Oysa kolayı var. Baktın geç kaldın, veya geç kalacağın aşikar, aç bir telefon ben geç kalacağım şu saatte orada olacağım de. Baktın yüzün yok, fırça yemek istemiyorsun; sms gönder, email gönder, güvercin uçur da haber et bir zahmet.
Özetle; geç kalman kimsenin umurunda değil. Bekletiliyor olmak karşıdakini sinirlendiriyor.

2.       Vallahi zarar ediyoruz..


Herhalde bu ülkede en çok kullanılan ticari söylem budur.

Fiyat pazarlığı yapılıyor, alıcı adayı bastırdıkça bastırıyor, "biraz daha fiyat kırın", "yanında bir kaç ürün veya hizmeti bedavaya verin", "bakın başka teklifler de var yoksa onlara vereceğim işi". Oradan giriyor buradan çıkıyor. Bu işten para kazanmayın, biz size referans olacağız etrafımızda bir çok firma var onlara da satacağız birlikte, diye diye yapışıyor satıcının yakasına. Ta ki, “vallahi zarar ediyoruz” lafını duyana kadar. Ondan sonra ısrar yok. Neden? Çünkü istenilen yere ulaşıldı. Maksimum indirim alınmış oldu, daha da zorlamanın anlamı yok.
peki bu durumda satıcı ne yapıyor? Zarar etmediği halde “zarar” çizgisini yukarı taşıyor. Sallayıveriyor masum bir yalan: "Vallahi zarar ediyoruz".

Belli süre sonra artık bu yalan kemikleşiyor, pazarlık stratejisi haline geliyor ve inandırıcılığı kalmıyor. Alıcı biliyor satıcının yalan söylediğini ama inebileceği minimum fiyatında farkında.

3.       Biz size referans oluruz..

Aslında sıralaması ters oldu ama...
Bu da alıcıların bıkkınlık veren pazarlık yalanı. Hayır, ikimizde biliyoruz kimseye bizi refere etmeyeceğini, bu konuda özel bir çaba göstermeyeceğini. Hem aldığın ürün veya hizmetin kalitesini daha görmeden bu taahhüdü neden veriyorsun? Belki memnun kalmayacaksın, pişman olacaksın. 
Biliyor alıcı en kuvvetli pazarlama metodunun kulaktan kulağa olduğunu, sallayıveriyor bu kurnaz yalanı.

4.       Bahanem hazır :


Dünya’nın en hatasız kullarının yaşadığı topraklardayız, değerini bilin. Maşallah kimse hata yapmıyor bu ülkede. Sorun çıkarsa kesinlikle benim hatam değil. Suç mutlaka başkasında. Neden? Çünkü eğer suçlu ben değilsem laf yemeyeceğim. Hemen bir suçlu yaratayım, bir bahane üreteyim, sorumluluğu üzerimden atayım. Hatta seninle bir olup, bana ait olmayan bu hataya(!) sebep olan kişiye seninle bir olup söveyim.
Bu durum artık öyle kemikleşmiş ki, hata tespiti yapmak, sorunu gidermek inanılmaz zorlaşıyor.

Oysa ki çözüm basit; “Özür dilerim, hata yapmışım. Tekrarlanmaması için elimden geleni yapacağım. Şimdi bu sorunu çözmek için ne yapabilirim?” demek kökten çözüm.

Okul hayatından iş hayatına geçişte nispeten daha az yalan potansiyeli ile transfer oluyoruz.
Siz de, sıkça karşılaştığınız bıkkınlık veren yalanları paylaşırsanız listeyi büyütelim derim. Böylelikle saf masum yeni mezunlara bir parça faydamız dokunur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder