18 Temmuz 2013 Perşembe

Talep Patlaması



Bitmiyor talepler... Onu da yapın, bunu da siz yapın, şunu da siz yapıverin. Ben yeter ki çalışmayayım. Yorulmayayım. Asla ve asla aldığım hizmet ve üründen memnun kalmayayım. Memnun kalmayayım ki bana daha çok hizmet verin.
Sanırım bunun altında yatan sebep bu; “Ağlamayana mama yok”. Ne kadar çok talep edersem o kadar çok beklentimi yukarda tutarım, ne koparabilirsem artık.
Bu kadar talepkar olan bir algı karşılığında “%100 Müşteri Memnuniyeti” sağlamak nerede ise imkansız. Yıllardır bakıyorum cep telefonu operatörlerine; farklı noktalardan pazarda yerleşmişler. Biri fiyat uygunluğu diyor. Biri hizmet kalitesi diyor. Biri altyapı diyor. Konumuz operatörler arasından karşılaştırma yapmak değil elbet, müşterilerin aldıkları hizmete bakış açısı.
Tekel olmayan bir pazarda tüm ürün ve hizmetler fiyat, uygunluk, kalite çevresinde sıralanır. Bu şekilde alıcı veya müşteri bulur. Tüm piyasalarda bu şekilde denge sağlanır. Kimi fiyatı tercih eder, kimi ürün/hizmet kalitesini, kimi satış sonrası desteği vs.
Ama bizde öyle değil. İsteriz ki hem ucuz olsun, hem süper kaliteli olsun, hem de sorun yaşadığımızda anında yüksek seviyeli bir ilgi, destek ile çözülsün.
Yani, hem deniz manzaralı olsun, şehrin merkezinde olsun, içi geniş olsun, güvenlikli olsun ama fiyatı sudan ucuz olsun. Yoksa beni asla memnun edemezsin. Düşük Fiyatlıyı tercih edersem “hizmet dandik” diye sürekli şikayet ederim. Kaliteliyi tercih edersem de “beni yıllardır kazıklıyorlar” derim.
İşine gelirse...

11 Temmuz 2013 Perşembe

Bana Yalan Söyle



O kadar çok seviyoruz ki yalan söylemeyi. Her daim bir gerekçemiz var.

İnsanlar bizi ayıplamasın, çevredekiler kabahatimizi görmesin, kimse beni azarlamasın endişeleri sürekli bizi yalana itiyor. Yalan ile sosyal toplum arasında devasa bir korrelasyon var. Toplumda ilişkiler ve mesafeler ne kadar iç içe ise, bireylerin yalancılıkları da o kadar artıyor. “mahalle baskısı” dedikleri böyle bir şey herhalde.
Yalan söylemek insanlarda alışkanlık haline gelmiş. Çalışandan, tedarikçiye, müşteriden, çözüm ortağına kadar herkes bir yalan peşinde. Açıkcası bana anlamsız ve saçma geliyor. Hayır yalan söylenir, herkes söyler, yalan yok. Ama bu kadar da yalan söylemler üzerine dayalı iletişim olur mu? Sizi de rahatsız ediyor mu bu durum?

2 Temmuz 2013 Salı

Uzun aradan sonra : İlk satır



Yaklaşık 3 yıldır blog’umu canlandırmak için düşünüyorum. Masamın üzerinde bir sürü kağıda karalanmış yazılar, dijital bulutlar üzerinde serpiştirilmiş yüzlerce not dosyaları biriktikçe birikti.
Sağda solda anlatığım, danışmanlığını yaptığım yerlere anlattığım gibi; iyi kurgulayıp iyi planlayıp iyi de uygulamak gerektiği üzere blogumun nasıl olması gerektiğine karar vermeye çalışıyordum...